Ana Sayfa


Sonbahar Logosu Ana Sayfaya Gidin Ekibimiz Forum Kuralları Arama
Geri Dön   Dostun Sayfasi > Türkü Hikayeleri

Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Bu Konuda Ara Modları Göster
Eski 14-08-2019, 18:24   #1
Can Dost
Üyelik Tarihi: Mar 2013
Bulunduğu Yer: artvin
Mesajlar: 3,136
Tesekkür: 5284
932 mesajina 1331 kez tesekkür edildi
 seyyid isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Tanımlı Bugun Benim Efkarım Var Zarım Var

Amasya’ya bağlı Gümüşhacıköy ilçesi İmirler köyünde 1957 yılında dünyaya gelmiştir. Muammer Badem, küçük yaşta köylerine gelen âşıklardan çok etkilenmiş bu şekilde müzikle yolculuğu başlamış ve yıllar geçtikçe aşıklık geleneğinin içinde kendisini bulmuştur.
siteadi.com - Bugun Benim Efkarım Var Zarım Var
Köylerinde İlkokula başladığı sırada okullarını denetlemeye gelen müfettişe birinci sınıf öğrencisi olan Muammer Badem'in çok güzel saz çaldığından bahsedilir, Müfettiş bunu dinlemek ister, 8 yaşında ilkokul birinci sınıf öğrencisi bu çocuğun saz çalmasından etkilenir, cebinden çıkarttığı 2,5 lirayı Özlemi'ye verir, Özlemi çocuk döneminde aldığı bu bahşişten çok mutluluk duyar, saz çalma isteği burada perçinleşir beğenilmekten, takdir edilmekten, ödüllendirilmekten büyük mutluluk duyan Özlemi'nin müzik yaşamına başlamasının bu aldığı 2,5 lira ödülün çok büyük etkisi olmuştur.


Ortaokul yıllarında sesi ve sazıyla dikkat çekmeye başlar. Muammer Badem’in, kendisini geliştirmesinde büyük etkisi olan büyük ozan Aşık Mahsuni Şerif ile bu yıllarda yolu kesişir. Anadolu’da, Bektaşi kültürünün dost meclislerinde meşk(usta çırak ilişkisi) etme fırsatını da yakalar. Ancak büyük ozan Mahsuni; yarım kalan eğitimine devam etmesini ister ve ortaokula yeniden kayıt yaptırıp bitirdikten sonra liseye kaydını yaptırır. Yaşamında iz bırakan yıllarını bu dönemde yaşayacaktır. Muharrem Badem, Özlemi mahlasıyla ilk bestelerini yapar ve Anadolu’da tanınmaya başlar.


Lisede bir kıza aşık olur, kızda onu sever. Hiç ayrılmayacaklarına, her zaman buluştukları ağacın altında söz verirler. Sevdiği ona, her zaman cebinde sakladığı isminin baş harfi oyalı mendilini bu ağacın altında hediye eder.


Özlemi, liseyi bitirdikten sonra Ankara Basın Yayın Yüksek Okulu’nu kazanır ve sevdalısı ile okulu bitirdikten sonra evlenecekleri sözüyle vedalaşırlar.1980 İhtilali olmuştur ve Aşık Özlemi”nin “BİTANEM” şiiri Devrimci Yol Gençlik Derneği’nin panosunda asılı olduğu için dernekle ilgisinin olmamasına karşın tutuklanır ve hayatının iki buçuk yılı cezaevinde geçer. Okul hayatı da bitmiştir.

Cezaevinden çıktıktan sonra ailesinin yanına döner. Çektiği acıları sevdiğini düşünerek unutmaya çalışır. Ailesine, sevdiği kızı istemelerini diler. Anne ve babası kızı istemeye gider ancak, kızın ailesi; bizim hapislerde yatan bir kişiye verecek kızımız yoktur diyerek kızlarını vermezler. Vermedikleri gibi kısa bir süre içinde başkasıyla evlendirirler. Âşık Özlemi”nin yüreğine hiç sönmeyecek bir ateş düşmüştür o anda. (Özlemi, çok üzülmüştü, kırılmıştı sevdiği kıza. Çünkü, birbirlerine söz vermişlerdi. Kaderine küsmüş, yeni bir hayata başlayarak, acısını unutmaya terk etmişti. Ancak içindeki aşk özlemi hiç bitmemiştir.)


Özlemi, yeni besteleriyle sanat camiasında iyice tanınmaya başlamış, konserlere, televizyon ve radyo programlarına daha sık katılmaya başlamıştı. Sakin, mütevazı bir hayatı vardı.

Bir gün, kendisini derinden üzen bir haber aldı. Yıllar önceki sevdiği kız ölmüştü. Donuk bir tavırla tepki vermişti. Çünkü içinde hala kırgınlık vardı. Ama içine ikinci bir ateş düşmüştü. Hayatını kaybeden eski sevdiği kızın yakınları ısrarla onun cenazeye katılmasını istiyorlardı. Ancak Özlemi, kararlıydı gitmeyecekti. Fakat gelmesi için ısrar ediliyordu. Ve ısrarın nedeni sonunda açıklandı. Hayatını kaybeden sevdiğinin bir vasiyeti vardı. Yakınlarına bir ağaçtan bahsetmiş ve o ağacın altında toprağa verilmek istemiş. İşte o ağacın yerini bilen tek kişi kendisiydi.


Özlemi, bir radyo programına konuk olur. Sevdiğinin ölüm haberinin acısı hala yüreğindedir. Programda ilk türküsünü söylemesi istenir, ancak Özlemi”nin aklına yüzlerce türküden hiç birisi gelmez. O anki hisleriyle sazının teline vurur ve ağzından şu dörtlükler dökülür:

  • Bugün benim efkarım var zarım var
    Değme felek değme telime benim
    Gül yüzlü cananı elden aldırdım
    Ecel oku değdi gülüme benim
    Değme felek değme telime benim

    Lokman Hekim gelse sarmaz yarayı
    Hilebaz dostunan açtık arayı
    Ne köşkümü koydu ne de sarayı
    Baykuşlar tünedi dalıma benim
    Değme felek değme telime benim

    Özlemi'yem başım dumanlı dağlar
    Gözlerim yaşlı da içim kan ağlar
    Güz ayları geldi bozuldu bağlar
    Hazan yeli değdi gülüme benim
    Değme felek değme telime benim

Özlemi, o anki duygularıyla bu türküyü çalıp söylerken duygulanır ve türkü bittikten sonra cebinden sevdiğinin baş harfi oyalı mendilini çıkarır ve gözyaşlarını siler.


Aşık Özlemi’nin bu türküsünü ilk olarak Sabahat AKKİRAZ seslendirir ve ardından sayısız sanatçılar tarafından söylenmiştir. Bu kadar güzel, duygulu bir türkü, yoğun duygular içinde doğmuştur.


İstanbul Ok Meydanında geçirmiş olduğu trafik kazasında gözlerini dünyaya yuman Aşık Özlemi 05.03.2014 tarihinde İmirler köyüne defnedilmiştir.

  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Konu Seçenekleri Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş arama yap
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:43 .
Telif Hakları vBulletin v3.8.4 © 2000-2019, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.

Modified by HAKANDOST

eXTReMe Tracker




Valid XHTML 1.0 Transitional


Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.1